Basın Bülteni: Türkiye Cumhuriyeti Çevre ve Orman Bakanı “Hayvanlar için Kahramanlık Yapanlar” Sertifikası ile Ödüllendirildi. PETA Almanya, Çevre ve Orman Bakanına, Ayı “Meyan”ı kurtardığı için teşekkür etti. Ankara/Gerlingen, 7 Mayıs, 2010 – Ayı Meyan, dokuz yılı aşan bir süre tek başına bir kafeste tutsaklıktan sonra artık yaşamını bir ayı parkında sürdürecek. Meyan bu güne kadar Ankara’da bir köpek barınağında yapayalnız yaşamak zorunda bırakıldı. Türkiye Cumhuriyeti Çevre ve Orman Bakanı Prof Dr Veysel Eroğlu, Haytap ile yakın işbirliği içinde bu duyarlı kararı aldı. Hayvan hakları kuruluşu PETA Almanya şimdi Prof. Dr. Eroğlu’nun duyarlılığını “Hayvanlar için Kahramanlık Yapanlar” sertifikasıyla ödüllendirmektedir. PETA Almanya temsilcisi Nadja Kutscher şunları söyledi: “Meyan nihayet daha iyi bir hayat sürme şansına kavuşmaktadır. Prof. Eroğlu ve tüm bakanlık mensuplarını bu duyarlı kararlarından dolayı kutluyoruz.” PETA, bu ödülle, herkesi, hayvanlara kötü muameleye karşı tavır almaya teşvik etmeyi amaçlamaktadır. İletişim: Nadja Kutscher, Tel. +49 7156 / 17828-25, NadjaK@peta.de PETA Almanya, 2 milyon üyesi ve dünyanın her ülkesindeki destekçileriyle, dünyanın en büyük hayvan hakları örgütü olan PETA ABD’nin yan kuruluşudur. PETA Almanya, her hayvanın daha iyi bir yaşam sürmesine yardımcı olmak için, hayvanlara yönelik şiddeti deşifre etmeyi, kamu oyunu bilinçlendirmeyi, insanları yaşam tarzlarını değiştirme konusunda ikna etmeyi amaçlamaktadır. Basın organınızda yer vermeniz rica ederiz. Melitta Töller PETA Almanya, Hamburg Yerel Mahkemesi dernekler listesine kayıtlı bir sivil toplum örgütüdür.
Sertifikanın basıma uygun kopyası için lütfen bize başvurun.
Lütfen, daha fazla bilgi için beni aramaktan çekinmeyin.
Saygılarımla,
Media Coordinator
PETA Deutschland e.V.
Benzstr. 1, D-70839 Gerlingen
+49 (0)7156 178 28-27
+49 (0)7156 178 28-10 (Fax)
MelittaT@peta.de
www.PETA.de
Monday, May 10, 2010
PETA'nın VEYSEL EROĞLU'NA TEŞEKKÜRÜ
Subscribe to SOKAK HAYVANLARI-TURKISH STRAYS
Thursday, April 29, 2010
FUTBOLUN YILDIZLARI EVSİZ HAYVANLAR İÇİN SESLENİYOR!
Michael Fink ve Fabian Ernst ile yeni PETA kampanyası başlıyor.
Beşiktaş takımının futbolcuları (Almanya futbol takımları Frankfurt ve Schalke’nin eski oyuncuları) Michael Fink ve Fabian Ernst, hayvan hakları kuruluşu PETA* Almanya’nın yeni afişi için poz verdi ve Türkiye’deki evsiz hayvanlar için tavır aldılar. Iki yıldız futbolcu, “Kısırlaştırma Hayat Kurtarır” sloganı ile ve iki kurtarılmış “sokak köpeği” ile poz verdiler. Türkiye’de, her yıl, binlerce evsiz hayvan, yetkililer veya diğer kişilerin uyguladığı şiddete maruz kalıyorlar. Binlercesi, bir aile tarafından sahiplenilme olasılığı neredeyse sıfır olan Türkiye’deki barınaklarda acılar içinde ve sefil bir hayat yaşamak zorunda bırakılıyor. Bu konuda PETA’nın çözüm önerisi: Doğum kontrolu.
İşte Ernst ve Fink’in bu konudaki mesajları: “Bu kadar çok sayıda köpek sokaklarda ve barınaklarda yaşamak zorunda kalırken, hala hayvanlar üretilip satılmaktadır. Taraftarlarımıza, hayvan almak istediklerinde barınaklardan ya da sokaktan hayvan sahiplenmelerini ve sayılarındaki kontrolsüz artış nedeniyle hayvanların maruz kaldığı istırabı önlemek için onları mutlaka kısırlaştırmalarını öneriyoruz. ”
PETA, Türkiye’deki yetkilileri, hayvan nüfusunu insani yöntemlerle azaltmak için kısırlaştırma yapılmasının gereği konusunda ikna etmeye çalışmaktadır. “Kısırlaştır ve Serbest Bırak” en etkili yöntemdir. Buna göre, evsiz hayvanlar insani metodlarla yakalanıp kısırlaştırıldıktan ve bakımları tamamlandıktan sonra alıştıkları ve bakıldıkları alana geri bırakılırlar.
PETA’ya göre, hayvan üretiminin derhal yasaklanması gerekli. PETA, evine bir kedi ya da köpek almak isteyen bütün merhametli insanlara, alacakları hayvanı bir üreticiden, pet shop’dan ya da hayvan pazarlarından almak yerine bir barınakdan ya da sokaktan sahiplenmeyi önermektedir. Hayvanların çektiği acılara bir son vermek için lütfen hayvanınızı kısırlaştırmayı ihmal etmeyin.
İletişim: bilgeokay@gmail.com , ozlem@metingursoy.com
Daha fazla bilgi için: www.peta.de
* PETA kimdir? PETA Almanya, 2 milyon üyesi ve dünyanın her ülkesindeki destekçileriyle, dünyanın en büyük hayvan hakları örgütü olan PETA ABD’nin yan kuruluşudur. PETA Almanya, her hayvanın daha iyi bir yaşam sürmesine yardımcı olmak için, hayvanlara yönelik şiddeti deşifre etmeyi, kamu oyunu bilinçlendirmeyi, insanları yaşam tarzlarını değiştirme konusunda ikna etmeyi amaçlamaktadır.
Melitta Töller Media Coordinator PETA Deutschland e.V.
Benzstr. 1, D-70839 Gerlingen
+49 (0)7156 178 28-27 +49 (0)7156 178 28-10 (Fax)
New: Please subscribe to PETA's news releases via RSS!
Listed in the register of associations at Hamburg Municipal Court, VR 13927
Subscribe to SOKAK HAYVANLARI-TURKISH STRAYS
Monday, March 29, 2010
Margaret Moth- We have lost a dear friend and a big animal lover- Değerli bir dost ve büyük bir hayvanseveri kaybettik
Margaret Moth CNN savaş muhabiriydi. Irak ve Bosna savaşlarında ateş hattında kameraman olarak görev yapmıştı. Sarayevo’da görev başında sniper ateşi sonucunda yaralanmış, yüzü tümüyle parçalanmıştı. İyileşir iyileşmez, yine ateş hattına döndü. Korkusuz bir kadındı.
Beş yıl önce bir gün o zamanlar gönüllü olarak çalıştığımız Sarıyer Barınağını ziyarete geldi. Sokak hayvanlarının çektiği acılar için ağlarken gördük onu. Savaşı yaşamış bir kadının hayvanlar için gözyaşı dökmesine çok şaşırmıştık. “Birçok acıya şahit oldum ama hayvanlar o kadar çaresiz ve masum ki, onların çektiklerine dayanamıyorum”, dedi. Yeniköy’de yaşamayı seçmişti. Sokağındaki yirmi küsur kediye bakıyordu. Zaman zaman derneğimize bağış yaparak bize destek oldu.
Onu tanımış olmak bizim için onurdu. Büyük bir hayvan sever ve iyi bir dostu kaybettiğimiz için tarifsiz üzüntü içindeyiz.
Ruhu şad olsun.
Margaret Moth A Great Animal Lover
Margaret Moth was a war correspondent for CNN. She worked as a camerawoman at the fire front at Iraqian and Bosnian wars. She was wounded in
About five years ago, she visited the Sariyer animal shelter where we were working voluntarily. We saw her crying for the agony of stray animal. We were surprised to see a woman who came from the very core of human misery to shed tears for suffering animals. She said, “ I have witnessed human suffering but I can not tolerate the agony of animals because they are so innocent and helpless.” She had chosen to live in Yenikoy where she looked after about twenty cats in her street. She supported our organization from time to time.
We feel very honored to have known her and very sad to have lost a great animal lover and a true friend.
May she rest in peace.
Subscribe to SOKAK HAYVANLARI-TURKISH STRAYS
Monday, February 22, 2010
TARKAN PETA için- TARKAN for PETA
Tarkan evsiz hayvanlar için sesini yükseltti.
Tarkan, Dünya ve Türkiye’de sokaklarda veya barınaklarda yaşayan evsiz hayvanlar için harekete geçerek, PETA Almanya’nın özel reklamı için poz verdi. Tarkan’ın yüreğinden gelerek verdiği mesaj şöyle:
Düşman değil, dost olun. Sahiplenme ve kısırlaştırma hayat kurtarır!
Tarkan, sevenlerinden, sokaklardaki veya barınaklardaki sayısız hayvana daha iyi bir hayat sağlamalarını istedi. Birçok insan evsiz hayvanları sokaklarda görmek istemediği için, her yıl binlerce köpek, insanların veya yerel yönetimlerin acımasız muamelelerine maruz kalıyor. Diğerleri, sahiplenme şanslarının çok düşük ya da hiç olmadığı barınaklarda acıklı bir hayat yaşamak zorunda bırakılıyor.
Tarkan, “Çözüm hayvanları kısırlaştırmak ve sokaklardan veya barınaklardan sahiplenmektir,” diyor.PETA afişinde, Tarkan’la kamera karşısına geçen Dalmaçyalı da bir barınaktan alındı. İlk bakışta onun doğrudan bir hayvan üretim çiftliğinden alındığı sanılabilir fakat gerçekte o da birçok diğer “safkan” şahane hayvan gibi alındıktan sonra terkedildi, hayvan aktivistleri tarafından bulunup bir barınağa götürüldü, bir PETA çalışanı tarafından sahipleninceye kadar, orada acıklı bir hayat yaşadı. Penny ve Tarkan, fotoğraf çekimleri sırasında çok iyi dost oldular.
Türkiye’de köpeklere, birçok başka ülkede de olduğu gibi, ticari meta gibi muamele ediliyor. Tarkan, “Bu kadar cok hayvan Türkiye’de sokaklarda ve barınaklarda acı çekerken, hala hayvanlar üretilip satılıyor,” dedikten sonra açıklamasını şöyle sürdürdü, “Üstelik bu üretilmiş köpeklerin birkaç hafta ya da ay sonra sokağa bırakıldıkları ve böylece ikinci nesil evsiz köpek oldukları da bir gerçektir.” Diğer yandan, bu problemin çözümü çok basittir: Sokaktaki ve barınaktaki köpekler kısırlaştırılmalı ve insanlar da üretilmiş hayvan almak yerine bu köpekleri sahiplenmelidirler.
Lütfen yardım edin!
Lütfen, PETA ve Tarkan ile birlikte, Dünyanın ve Türkiye’nin evsiz hayvanları için harekete geçin. Eğer bir köpeğe yeni bir yuva vermeye hazırsanız, lütfen sokaktan ya da barınaktan bir köpek sahiplenin. Lütfen, üreticiden, pet shop’dan veya hayvan pazarlarından hayvan satın almayın. Daha fazla hayvanın istırap çekmesini önlemek için, lütfen, hayvanınızı kısırlaştırın. Türkiye’nin hayvanların korunmasına yasal dayanak olacak bir hayvanları koruma kanunu vardır. Hayvanlara kötü muamele edildiğine şahit olursanız, lütfen başınızı çevirmeyin.
Bu konudaki video ve Tarkan’la reportaji izlemek icin lutfen www.peta.de/tarkan web sayfasını ziyaret edin.
SINGER TARKAN STANDS UP FOR HOMELESS ANIMALS IN
Contact:
Avo Yermagyan, Publicist for Tarkan, +31 (0) 903/9055; avo@gaudypr.com
Gerlingen – Turkish pop star Tarkan appears in a brand-new ad for the animal rights organisation People for the Ethical Treatment of Animals (PETA) to lend his voice to homeless animals in
The ad's message, "Be a Friend, Not a Foe – Adoption and Sterilisation Help Save Lives!" is close to the charismatic singer's heart. Every year, thousands of dogs and cats suffer from cruelty inflicted on them by individuals or local authorities who don't want homeless animals roaming the streets. Countless animals live miserable lives in animal shelters in
Tarkan explains, "While so many dogs and cats are suffering on the streets or in shelters, breeders still 'produce' new pets to be sold. I want to encourage my fans to adopt their next pet and to spay and neuter to help stop animal overpopulation and suffering. All my dogs were adopted from the streets, and I wouldn't have it any other way. We need to stand up and save these helpless animals who can't help themselves, both in
PETA has been in contact with Turkish authorities to urge them to ensure that homeless animals and animals in shelters are spayed and neutered in order to help prevent overpopulation. PETA also stresses that the sale of purebred dogs contributes to the problem and is asking all compassionate people who are ready and willing to give a dog or cat a new home to adopt a homeless animal instead of buying from a breeder, a pet shop or animal markets. Please make sure your animal companions are spayed to help prevent further suffering.
For a high-resolution ad and further information, visit PETA.de/tarkan, and to view an interview with Tarkan and behind-the-scenes video footage, go to PETA.de/tarkan.
PETA Germany is an affiliate of PETA
Subscribe to SOKAK HAYVANLARI-TURKISH STRAYS
Wednesday, February 3, 2010
BEYKOZ ORMANLARINDAKİ KÖPEK KATLİAMI İLE İLGİLİ AÇIKLAMA
Onları kimin öldürdüğünü bilmiyoruz ama mevcut Beykoz Belediyesi tarafından zehirlendikleri iddiasının da iftira olduğunu düşünüyoruz. Zira, Beykoz Belediyesindeki mevcut yönetim, bir önceki Muharrem Ergül yönetiminin aksine, sokak hayvanı sorununun zehirleyerek ya da ormanlara atarak değil, kısırlaştırıp yerine bırakarak çözüleceğine inanmakta ve bunun için hayvanseverlerle ortak çalışmalar yürütmektedir. Belediye, daha önceki yönetim tarafından ormanlara atılan hayvanların beslenmesi için araba tahsis etmiş, birçok belediye barınağının aksine, hayvanların tedavileri ile de ilgilenen bir veteriner hekimi istihdam ederek hafta sonları çalışmasına izin vermiştir. Belediyenin bu adımları, daha önceki yönetimin bıraktığı enkazın temizlenmesi için henüz yeterli olmasa da iyi niyet göstergesidir. Bu girişimlerin daha etkin bir çalışmaya dönüşebilmesi için desteklenmesi ve denetlenmesi gerekir ki, bizzat işin içinde olan, aktif olarak barınakta çalışan, her gün, kar çamur dinlemeden ormanlardaki hayvanları beslemeye giden birçok gönüllü bunu yapmaktadır.
Muharrem Ergül yönetimininin köpekleri ormanlara atarak telef
Aktivistlik her şeyden once dürüstlüğü ve adil olmayı gerektirir. Sadece gazetecilerle ormana hayvan beslemeye gelmek, elde hiçbir kanıt olmadan köpek ölüleriyle gösteri yapmak, kişilerin kendi güvenirliğini yok eder ve hayvan hakları mücadelesine zarar verir.
EHD’nin duruşu nettir: Hayvanların daha iyi koşullarda yaşamaları için atılan her adımı desteklemek; onlara karşı her davranışı deşifre etmek ve karşısında durmak.
PUBLIC ANNOUNCEMENT ABOUT DOG MASSACRE AT
Fifteen of the hundreds of dogs trying to survive in Beykoz forests were found dead a few days ago. These animals were some of those that were taken from their territory and dumped in the forest by the former Beykoz municipality management headed by Muharrem Ergul. They were trying to survive thanks to the exceptional efforts of volunteers going there to feed them every day.
We don’t know who has killed them but we think that the claim that these dogs were poisoned by the
As we were direct when we criticized the cruel execution of the former mayor Muharrem Ergul, we support the positive steps taken by the present Beykoz management. Needless to say, deficiencies should be pointed out when necessary and constructive criticism should not be secured.
Activism requires honesty and fairness. Coming to the forest once a while only when accompanied by journalists and creating scenes with dead dogs without any evidence, undermines ones own credibility and harms the animal protection movement.
EHD’s position is clear: It defends every act that aims to improve their living conditions and condemns and exposes cruelty towards them.
Subscribe to SOKAK HAYVANLARI-TURKISH STRAYS
Wednesday, September 16, 2009
BİRKAÇ İYİ İNSAN- A FEW GOOD PEOPLE
Istanbul’daki sel felaketinden barınaklardaki tutsak köpekler de etkilendi. Ne yazık ki, ilk gün 11 yetişkin ve 25 yavru köpek çamurun içinde boğularak öldü. Ardından, gönüllüler barınağa ulaştılar. Geriye kalan 154 köpeği kurtararak Bakırköy ve Fatih Belediyesi ve SHKD barınaklarına götürdüler. Belediye ekipleri, tüm başvurulara rağmen olay yerine çok geç ulastı. Kurtarma operasyonunu gönüllüler kendi imkanları ile gerçekleştirdiler.
Elli kadar gönüllünün bu zor koşullarda oraya ulaşması ve kendi hayatlarını tehlikeye atarak bu operasyonu gerçekleştirmesi, Türkiye’deki hayvan koruma mücadelesi ile ilgili umut vericiydi. “Bir gün kazanacağiz.”
A FEW GOOD PEOPLE
Dogs captive at shelters were also affected by the flood disaster in Istanbul. Unfortunately, 11 adult dogs and 25 puppies died in flood at Bahcesehir Municipality Shelter the first day of the flood before the volunteers could reach the place. The 154 dogs left were rescued and sent to Bakırkoy and Fatih Municipality shelters and SHKD shelter. The municipality teams arrived late at the place. The rescue operation was performed by volunteers’ own limited resources.
The fact that 50 volunteers reached there in spite of the disaster and risked their own lives to save dogs, brought hopes about the animal protection struggle in Turkey. “We shall overcome one day.”
Subscribe to SOKAK HAYVANLARI-TURKISH STRAYS
Thursday, September 3, 2009
PETA'dan Kadir Topbas'a Protesto Eylemi- PETA Protests Kadir Topbas

İki milyonu aşan destekcisiyle dünyanın en büyük hayvan koruma örgütü olan PETA, Türkiye'de hayvanlara yönelik şiddeti Almanya'nın Stutgart kentinde yaptığı bir gösteri ile protesto etti. PETA sözcüsü Magdalena Sherk, geçen hafta kedilerin Fatih Camii'nden toplanarak bilinmeyen bir yere atılmasına da değinerek, Istanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş'a bu insanlık dışı uygulamalara bir son verilmesi için harekete geçmesi çağrısında bulundu. PETA'nin basın bildirisi için yukarıdaki metni tıklayınız.
PETA Protests Kadir Topbas
PETA which is the worlds biggest animal protection organisation with more than two million members, held a demo in Stuttgart, Germany to protest cruelty towards animals in Turkey. PETA spokesman Magdalena Sherk also refered to the recent incident of cats being collected from Fatih Mosque and demanded that Kadir Tobas, the mayor of Istanbul, to get into action without delay to stop this massacre.
Subscribe to SOKAK HAYVANLARI-TURKISH STRAYS
Saturday, August 29, 2009
Fatih Camiindeki Kediler-Cats at Fatih Mosque

FATİH CAMİİNDEKİ KEDİLER
Ve onlar kutsal Ramazan ayının altıncı gecesi, oruclarını bozdular, teravih namazlarını kıldılar ve sinsice Fatih Camii’nin avlusuna gittiler. Orada yasayan kedileri çuvalların içine topladılar, kim bilir hangi çöp bidonuna ya da dağ başına attılar. Kedilerin çoğu bebekti, daha yeni gözeri açılmıştı. Hiç merhamet etmediler.
Oysa onlar, “Yeryüzündekilere merhamet ederseniz, göktekiler de size merhamet eder” diyen bir peygamberin ümmetiydiler.
Oysa, müslümanlar her işe “Rahman ve Rahim olan Allahın adıyla” başlarlar. Rahman kelimesinin kökü r-h-m, günlük dilde, esirgeyen, acıyan, şefkat duyan, merhamet eden anlamına gelir. Rahim ise ana karnı demektir ve anne şefkatine ve yaratıcılığa işaret eder. Allah bütün yarattıklarını sonsuz şefkat ve merhametle kucaklar. Varlıklar Allah’ın rahman sıfatıyla yaratılmışlardır. Yaradılışın özünde Allah’ın rahmeti vardır.
Kuran-ı Kerim’de şöyle der:
" Yeryüzünde yürüyen hiçbir hayvan ve iki kanadıyla uçan hibir kuş yoktur ki sizin gibi birer ümmet olmasınlar. " En’am Suresi, Ayet 38
" Göklerde ve yerde bulunanların hepsi, mülkün sahibi, mukaddes, aziz-i hakim olan Allah’ı tesbih etmektedir." Cum’a Suresi, Ayet 1.
Sonra onlar hiçbir sey olmamış gibi evlerine döndüler. Sahur yemeklerini yediler. Sabah namazlarını kıldılar. Kediler atıldıkları çöp bidonlarında can çekişirken, uykuya daldılar.
CATS AT FATIH MOSQUE
They opened their fast, did their “Taraweeh” prayer on the sixth night of Holy Ramadan and sneaked to the garden of Fatih Mosque to collect the cats living there. They put the cats in big sacks and dumped in a garbage barrel or into the wild. Most of them were kittens less than a month old. They had no compassion.
However, they were the followers of the prophet who said “If you have compassion for those on earth, those above will have compassion for you.”
However, Muslims start every act with the “Name of Allah, who is el-Rahman el Rahim.” The epistemological root of the word Rahman, r-h-m, in ordinary language is related to delicasy, pity, benevolance, intimate tenderness. Rahim means mother’s womb and is associated with creation. God embraces all his creation with limitless compassion and tenderness. All those that are created are created with the Rahman name of Allah. There is Rahman in the essence of creation.
In The Holy Kuran it says:
"All the beasts that roam the earth and all the birds that wing their flight are but communities like your own." 6/38
"All that is in the heavens and the earth gives glory to God, the Soverign Lord, the Holy One, the Almighty, the Wise One. " 62/1
And they went home as if nothing had happened. They started the fast for the next day. They did their morning prayer. They slept as the cats in garbage barrels strove in death agony.
Subscribe to SOKAK HAYVANLARI-TURKISH STRAYS
Monday, August 10, 2009
Sivil toplum örgütleri, bireylerin, devlete karşı özgürlük alanlarını geliştirmek için bir araya gelerek kurdukları organizasyonlardır.
Modern demokratik toplumlarda ise devlet topluma hizmet etmek için vardır. Kamu yöneticisine, Ingilizce’de, “public servant” yani toplumun hizmetkarı denmesi de bundandır. Devletin yetki alanının tanımını demokratik toplum yapar ve kuvvetler ayrılığı ile denetler. Modern hukuk devletinin en ayırıcı özelliği, hizmet ihtiyacının toplum tarafından belirlenmesi, devlet normlarının- yasaların- bu ihtiyaca göre üretilmesi ve normlara devletin de toplumun da uyma yükümlülüğüdür.
Modern toplumlarda faaliyet gösteren sivil toplum örgütlerinin amacı sivil alanın sınırlarını devlete karşı korumak ve genişletmek için mücadele etmektir. Başka bir deyişle, devletin otokratik devlete dönüşme riskine karşı sivil toplum aktif ve tetikte olmalıdır. Modern toplumlarda bireysel alan seçimden seçime oy vermekle sınırlı olmayıp, bizzat yönetime katılmak için örgütlenmeyi de içerecek şekilde geniştir.
Hayvan Koruma Örgütleri
GONGO’lar
Türkiye’de hayvan korumacı örgütlerinin bazılarının kendilerini konumlandırışı ve söylemleri sivil toplum örgütü kavramının bilincinde olmadıklarını göstermektedir. 2004 yılından beri hayvan haklarını düzenleyen Hayvanları Koruma Yasası yürürlüktedir. Buna rağmen, birçok belediye, hala, bu yasanın hükümlerini hiçe sayarak hayvanlara yönelik şiddet uygulamaktadır. Bazı, hayvan korumacı sivil toplum örgütlerinin bu konudaki tavırları, otokratik toplum zihniyetini yansıtır özellikler taşımaktadır. Devlet kurumlarına adeta kutsiyet izafe eden bu anlayışa sahip olanlar, ölüm kampını andıran barınaklar konusunda bile sessiz kalmayı tercih etmekte, itlaf haberlerini görmezlikten gelmekte, hatta bu konuda mücadele edenleri, devleti kötülemekle, vatan hainliğiyle itham edecek kadar ileri gidebilmektedirler. Bunlara sivil toplum örgütü (NGO) yerine devlet tarafından yönlendirilen örgütler (GONGO) denir.
NGO’s and GONGO’s in Animal Protection Movement in Turkey
Civil Society
In autocratic societies, we can not talk of a free society or free individuals. There are rulers and the ruled and the government is omnipotent. The basis for this unlimited power is either religious references or military force.
In modern societies the government is for serving the people. That is why the e expression “public servant” is used in English. Democratic society defines the limits of the soverignty of the state and controls it through division of power. The main characteristic of a modern legislative state is that the service the society demands from the state is decided on by free vote, the norms-laws- are made accordingly and the society as well as the state are obliged to abide by these norms.
In modern societies, the purpose of NGO’s is to protect and widen the limits of civil society against the state. In other words, civil society should be active and alert about the risk of the state evolving to be an autocratic one. In modern societies, individual responsibility is not limited with voting but is wide as to include the right to organize to participate in governance.
Animal Protection Organizations
State is for serving the people and has to abide by the laws. NGO’s are not founded to pay obedience to the state but in the contrary to force the government to apply the law and further to widen the scope of civil rights which also comprise animal rights. This is the rational behind the existence of NGO’s and of civil society.
Subscribe to SOKAK HAYVANLARI-TURKISH STRAYS
Thursday, August 6, 2009
Altındağ Belediyesi Ölüm Kampı Yıkılıyor- Altindag Municipality Death Camp Is Being Demolished
Bu utanç verici zindanı haber vererek mücadeleyi başlatan, köpekleri kurtararak veteriner kliniklerinde tedavi altına aldıran Ahmet Yıldız’a, ölüm kampının yıkılması için girişimlerde bulunan Haytap’a ve destek veren tüm duyarlı insanlara teşekkür ediyoruz.
The Altindag Municipality Death Camp has started to be demolished. 18 dogs were rescued from the dungeon. Unfortunately, one mother and her six puppies whose bodies were nearly covered with ticks couldn’t survive. Rest of the dogs were taken to a veterinary clinic for treatment, two for broken and crashed bones, the others for internal and external parasites.
We thank Ahmet Yıldız, who uncovered this humiliating dungeon and rescued the 18 dogs there, Haytap who struggled to make the place demolished and everybody who gave a hand to change the destiny of the poor souls.
Subscribe to SOKAK HAYVANLARI-TURKISH STRAYS
Tuesday, August 4, 2009
Altındağ Belediyesinde Vahşet- Brutality at Altindag Municipality
Fotograf, www.haytap.org sitesinden alınmıştır.
http://maddog-altindagkopekleri.blogspot.com/
Lütfen yukarıdaki videoyu izleyin. Türkiye’nin başkentinde, Ankara’da, hayvanların bir ölüm kampında nasıl yavaş ve acılı bir ölüme terkedildiklerini, rehabilitasyon adı altında yapılan katliamı görün.
Görmek sorumluluktur. Bu görüntüleri izledikten sonra artık bunlar yokmuş gibi yapamayız. Artık rahat uyuyamayız. Lütfen, Altındağ Belediye Başkanı Veysel Tiryaki’ye, Çevre Bakanlığı Doğa Koruma Genel Müdürü M. Kemal Yalınkılıç’a ve Bakanlık Müsteşarı Mustafa Eldemir’e düşüncelerinizi iletin. Bu utanç verici işkence merkezinin derhal yıkılmasını talep edin. Vatandaş olarak onlara görevlerini ve sorumluluklarını hatırlatın.
Veysel Tiryaki : vtiryaki@altindag.bel.tr
M. Kemal Yalınkılıç: mustafa61@yahoo.com
Mustafa Eldemir: eldemir.m@hotmail.com
Please, watch the video in the link above. See the death camp in Ankara, the capital of Turkey where animals are subject to a slow and painful death, witness the massacre done in the name of rehabilitation.
Seeing is being responsible. Once we see it, we can not pretend that it isn’t real. We can not sleep peacefully any more. Please write to Veysel Tiryaki, the mayor of Altindag Municipality, M. Kemal Yalınkılıç, General Director of Nature Protection Department of The Ministery of Environment which is supposed to control the animal reahibiltation departments of municipalities and Mustafa Eldemir, the undersecretary to the Minister of Environment. Remind them of their responsibility. Tell them you are watching.
Veysel Tiryaki : vtiryaki@altindag.bel.tr
M. Kemal Yalınkılıç: mustafa61@yahoo.com
Mustafa Eldemir: eldemir.m@hotmail.com
Subscribe to SOKAK HAYVANLARI-TURKISH STRAYS
Friday, July 17, 2009
Irkçılık ve "Hayvan Severlik"- Racism and "Animal Lovers"

Hayvanlar yaşadıkları alanı işaretler ve oraya “yabancı” hayvanın gelmesine izin vermezler. Sınırlar alandaki yiyecek miktarına bağlı olarak geniş veya dar olabilir. Yani, sınır kavramının ardında türünü devam ettirme içgüdüsü yatmaktadır. Yiyecegin doyuracağı kadar nüfus sürü üyesidir, geri kalanı yabancıdır. Yabancıların alana girmeye tesebbüs etmesi halinde kıyasıya bir kavga yasanır, sınırlar canla basla korunur.
Irkcılık da ulus toplumların kurulması öncesindeki kabile toplumlarına özgü benzer bir refleksi anlatır. Sınırların dışındaki herkes yabacıdır ve dolayısıyla düşmandır. Sınırları koruma kutsal bir görevdir.
Günümüzde hayvan sever camiada giderek yükselen yabancı düşmanlığı eğilimi dikkat çekicidir. Yabancıların Türkiye’deki hayvanları korumak için gösterdiği çabalar önyargılı bir şüphe ile karşılanmaktadır. “Bu yabancıların bizim hayvanlarımızla ne işi vardır? Yoksa bunlar misyoner midir? Hayvanlar üzerinden rant mi sağlamaktadırlar? Bizim hayvanlarimizi yurt dışına, laboratuvarlara, kürk fabrikalarina mi satmaktadırlar? Yabacılar ellerini Türk hayvanlarının üzerinden çekmelidir. Türk hayvanları yüce Türk milletine aittir.” Bu ve buna benzer bir sürü itham, iftira ve hamaset.
PETA Almanya, Türkiye’de hayvanlara yönelik şiddete karşı ardı ardına birçok kampanya başlatmış, Türk yetkililere bu zulme bir son vermeleri için çağrı yapmıs ve bunun ardından ırkçı saldırılardan o da payını almıştır.
PETA’nin kampanyaları Türkiye’deki bazı hayvan korumacı gruplar tarafından kınanmaktadır. Slogan yine aynıdır: “PETA kendine baksın. Zaten onlar da otenaziyi savunuyorlar. PETA ulusal gururumuzla oynuyor.”
Bu tavrın anlamı sudur: Biz Turkiye’deki hayvanların hakkını savunuruz. Yabancılar burada olup bitenlere karıstıkları zaman da hep birlikte savunmaya geceriz: “Kim demis hayvanlara kötü muamele ediliyor diye. Yüce Turk milleti hayvanlarını korumaya muktedirdir.”
Bu garip alıngan iki yuzlulugun belki de tarihimizle alakali bircok nedeni vardir. Örneğin üç kitaya hakim bir imparatorluktan ulus devlete dönüsün sancılı travması ile aciklanabilir belki bu ruh hali. Bu farklı bir inceleme gerektiren uzun ve derin bir konudur.
Bizim isaret etmek istedigimiz bu tutumun globallesmenin farkına varmayı reddeden bir zihniyeti yansıtıyor oluşudur. Hukuk ve ahlak normları evrenseldir ve Turkiye de imzaladıgı uluslararası anlasmalarla evrensel hukuk normlarının ulusal kanunların da üstünde gecerliliği olduğunu kabul etmistir. Örneğin, nasıl kadına yönelik şiddetin bir örneği olan “recm”e karşı bütün dünyada kampanya yürütülmesi meşruysa, ya da bütün dünya hayvan koruma örgütlerinin yanı sıra biz de Çin’de kürk yapımı için hayvanların katledilmesini protesto ediyorsak, ya da Gazze’deki insanlık dramına nasıl kayıtsız kalamıyorsak, Türkiye’de hayvanlara yönelik şiddeti de protesto etmek bütün dünyanın hakkıdır.
Türkiye’de hayvanlara yönelik şiddetten rahatsızlık duyuyorsak, bunu bitirmek icin sivil mücadele hakkımızı kullanmalıyız. Şiddetten değil, şiddetin duyulmasından rahatsiz olanlar için de yine siddetin bitirilmesini istemekten baska çare yoktur. Istesek de istemesek de artık kapalı bir topluma sığınma seceneğimiz yoktur. Herhangi bir yerde olanın bütün dünyada bilinirliğini önlemek mümkün değildir. Bilineni ırkci söylemlere yaslanarak reddetmek, ya da “onlar da yapıyorlar” türü mazeretlerin ardına gizlenmek de çağ dışı bir pozisyon almaktır.
Onurlu tavır, Türkiye’de hayvanlara şiddet uygulayan sorumlularla mücadeleyi bizim sürdürmemizdir. Bizi rencide eden, bu durumun bilinmesi degil, bizatihi kendisidir.
Kim ormana terkedilmiş bir köpek için ağlayan birine milliyetini sorabilir ki?
Racism, Xenophobia and “Animal Lovers”
Animals mark their territory and don’t let “strangers” enter the area. The borders of the territory might be wide or narrow depending on the availability of food. The instinct to continue ones species is the motive behind the concept of border. The part of the population that can survive with the available food resource is a part of the community- the clan- the rest is stranger. The moment the strangers attempt to enter the territory they are driven away by fight, borders are protected.
Racism is a reflex that is familiar to human clans before the establishment of national societies. Everybody living out of the borders is a stranger and therefore a potential enemy. It is sacred to protect the borders.
Recently, the xenophobic instincts are noteworthy in the animal lover community in Turkey. The endeavors of foreigners to protect animals in Turkey are reacted with suspicion. “ What have these foreigners to do with our animals? Are they missionaries? Are they after profit from our animals? Are they selling our animals to labs in Europe or to fur factories in China? They should take their hands off our animals. Turkish animals belong to Turkish people.” Such accusations, denunciations, assaults and cheap rhetoric.
Lately, the international animal protection organization PETA Germany has also got its share from these assaults after it organized many campaigns to end cruelty towards animals in Turkey .
PETA’s campaigns for Turkish dogs were protested by some animal protection organizations in Turkey. The slogan is the same: “ PETA should go and mind its own business. They are defending euthanasia anyway. PETA is humiliating our national pride.”
The meaning of this reaction is clear: We can defend the rights of our animals ourselves. When foreigners react to what is happening here, we all unite in defence: “Who said that our animals are treated cruelly? All mighty Turks have the power to take care of their animals.”
Maybe there are reasons in our history for this strange moody hypocritical state of mind. For instance maybe this mental state can be explained by the trauma of transformation from an empire ruling on three continents to a national state. This is another topic that extends beyond the scope of our subject here.
What we want to point to here is that this strange reaction is the reflection of a mentality that rejects to realize globalization. Ethical and juridical norms are international and Turkey has accepted the superiority of international juridical norms by the international agreements it has signed. For instance, as it is legitimate to protest the practice of “recm” as a kind of violence towards women, or to protest murdering of animals for fur making in China or to protest humane tragedy in Gazza,, it is the right of every citizen of the world to protest violence towards animals in Turkey.
If we don’t approve the violence against animals in Turkey we should use our right for civil struggle to end it. Even if it is not the violence but it being known what is making us uncomfortable, still there is no choice but to struggle to stop it. We no more have the chance to hide in a closed society. It is not possible to prevent the world know what is happening in one corner of this world. To deny what is known or to try to hide behind excuses such as
“ they are also doing the same” is childish and unacceptable.
The honorable position is for us to fight to stop cruelty towards animals. It is not the fact that it is known but the fact itself that is humiliating for us.
Who can ask the nationality of a human being who cries for a dying dog dumped in the forest?
Subscribe to SOKAK HAYVANLARI-TURKISH STRAYS
Hayvanlar Meta Değildir- Animals are not Merchandise
http://sahibindencomboykot.blogspot.com sitesinin www.sahibinden.com adlı siteye karşı başlattığı protesto kampanyasını destekliyoruz. Hayvanların ticaret amacıyla üretilmelerine, ticaret metai olarak kullanılmasına karşıyız. Hele, barınakların, terkedilmis, istenmeyen hayvanlarla dolu olduğu bir ülkede, sorumlu tavrın pet shoplardan ya da üreticilerden değil barınaklardan hayvan alınması olduğuna inanıyoruz. www.sahibindenccom sitesi sahibi Müge Seymen’den, evcil hayvan satışı ve üretimini desteklemek yerine, barınaklardaki hayvanların sahiplendirilmesi icin yardımcı olmasını diliyoruz.
Animals are not Merchandise
We support the protest campaign started by the web site http://sahibindencomboykot.blogspot.com against the site www.sahibinden.com where pet animals are sold like tradable goods. We are against animals to be reproduced for trade purposes and for them to be regarded as merchandise. Furthermore, in a country like Turkey, where the shelters are full of animals dumped by their owners, adoption from shelters should be promoted. We wish Müge Seymen, the owner of the site www.sahibinden.com to help rehome animals at shelters rather than promoting reproduction of animals for trade purposes.
Subscribe to SOKAK HAYVANLARI-TURKISH STRAYS
Monday, May 18, 2009
EINTRACT FRANKFURT YILDIZLARINDAN TÜRKİYE'DEKİ KÖPEKLER İÇİN EYLEM
Eintracht Frankfurt’tun yıldızlarından Pröll, Fink ve Ochs, „Hayvanlar için Fair Play!“ talep ediyor
Futbolcular, PETA’nın Türkiye’deki sahipsiz hayvanlar için verdiği mücadeleyi, Frankfurt’ta düzenlenen bir eylemle desteklediler.
Gerlingen –Eintracht Frankfurt futbol takımının profesyonel futbolculardan Markus Pröll, Michael Fink ve Patrick Ochs, Türkiye’deki sahipsiz hayvanların karşı karşıya kaldığı acımasız muameleler ve korkunç yaşam şartlarına dikkat çekmek amacıyla, 18 Mayıs Pazartesi günü Frankfurt kentinde, Römerberg’de üzerinde „Türkiye’deki Sahipsiz Hayvanlara karşı da Fair Play!“ yazılı kale direklerinin önünde yer aldılar. Eintracht Frankfurt takımının yıldızları bu eylemi takiben hayranlarına imza dağıttı ve Türkiye’nin Berlin Büyükelçiliğine gönderilmek üzere hazırlanmış olan protesto kartlarını futbolseverlere ve çevredeki insanlara verdiler.
Profesyonel futbolcular bu girişimle, Türkiye’deki sahipsiz hayvanlar için bir işaret vermek ve sorumlu mercileri hayvan hakları konusunda harekete geçirmek için uyarmak istediklerini açıkladılar. Bu protesto eylemi, uzun süredir güney ülkelerindeki sahipsiz hayvanlar için özel ve yoğun olarak girişimde bulunan Eintracht Frankfurt takımı yıldızları için bir „görev niteliği“ taşımaktadır. Türkiye’deki sahipsiz hayvanların içinde bulundukları korkunç durum, futbolcuların PETA Deutschland e.V.’yla birlikte çalışmaları çağrısına derhal olumlu yanıt vermelerine neden olmuştur.
PETA yetkilisi Magdalena Scherk, „Türkiye’nin mevcut Hayvan Hakları Yasasını uygulaması ve hayvanları sistemli ve yaygın şekilde kısırlaştırmasından daha fazla birşey talep etmiyoruz“. „Bu metod, sahipsiz hayvan sayısını azaltmada kalıcı ve başarılı olabilecek yegane insani metottur’ dedi ve şöyle devam etti:
„Türkiye’de her yıl binlerce sahipsiz hayvan, özellikle de köpekler, insanların uyguladıkları şiddet ve eziyete kurban olmaktadır. Bunlar zehirlenmekte, silahlarla vurularak öldürülmekte, -açlıktan ölüme mahkumiyet anlamına gelen- yiyecek bulmalarının imkansız olduğu çorak ve ıssız yerlere atılmakta, adeta müebbet hapis cezasına uğratılarak korkunç şartların hüküm sürdüğü barınaklara hapsedilmekte, çöp gibi atılmakta ve bu olaylar da tamamiyle unutulmaktadır. Ve bütün bunlar da 2004 yılından beri Türkiye’de bir Hayvan Hakları Yasasının mevcudiyetine rağmen gerçekleşmektedir.“
Profesyonel futbolcular bu eylemlerle yetinmeyip, PETA’nın çocuklar için PETAkids adlı kampanyasına, imzalı futbolcu resimleri çekilişiyle de katkıda bulunmak suretiyle, hayvan hakları ve hayvan koruma konularına kesin destek vermiş olacaklardır.
Çekiliş ve diğer bilgiler ve futbolcularla yapılan röportajlar için internet adresi:
http://www.petakids.de/.
PETA Deutschland e.V. , PETA USA’nın kardeş kuruluşu olup, iki milyondan fazla destekçisiyle, dünyanın en büyük hayvan hakları kuruluşudur. Kuruluşun amacı, hayvanların eziyete maruz bırakılmalarını ortaya çıkarmak, kamuyu bilgilendirmek ve her bir hayvanın daha iyi yaşam şartlarına kavuşmasını sağlamaktır.
Eintracht Frankfurt stars, Pröll, Fink ve Ochs demand „Fair Play“ for animals
The football stars supported the struggle of PETA for Turkish animals in an event held in Frankfurt.
The footballers stood in front of a goal post with “Fair Play for Animals in Turkey” written on top to protested the cruelty towards homeless animals in Turkey. Pröll, Fink and Ochs signed their photographs for their fans and distributed postcards prepared by PETA to be sent to the Turkish embassy in Berlin. They announced that with this demonstration their aim is to speak up for the homeless animals in Turkey and to warn the Turkish authorities to take action for animal rights. The appalling situation of animals in Turkey is the reason for the footballers to immediately accept the call for support from PETA Germany.
Magdalena Sherk from PETA said, “We want nothing more than the implementation of the Animal Protection Law of Turkey and animals to be extensively and systematically neutered. This is the only humane method to reduce the stray animal population. “
She continued, “In Turkey, every year, thousands of stray animals especially dogs are subject to cruelty and brutality by human beings. They are poisoned, shot, killed from starvation as a result of being dumped in far away places where they can not find any food, locked life long in prison in shelters that are no different from death camps, dumped like garbage and all these are isoon forgotten. And all these take place in spite of the fact that Turkey has an animal protection law since 2004.
The professional footballers will continue to stand up for the miserable animals of Turkey as they will support PETA’s campaign for kids by giving their signed photos. Further information about this campaign can be found in http://www.petakids.de/
PETA Germany is a sister organization of PETA USA which is the biggest animal protection organization with members exceeding 2 million. The aim of the organization is to reveal the cases of cruelty towards animals, create public awareness and to make every animal live in better conditions.
Subscribe to SOKAK HAYVANLARI-TURKISH STRAYS
Tuesday, April 28, 2009
DÜNYA FARKINDA- THE WORLD IS AWARE
DÜNYA FARKINDA
Bir milyon destekçisiyle, dünyanın en büyük hayvan koruma örgütlerinden biri olan PETA’nın Almanya temsilciliği, 22 Nisan 2009 günü, Strasburg’daki Avrupa Parlementosu önünde büyük bir protesto eylemi yaptı.
AB parlemenerleri Hutchinson, Hammerstein ve Parish’in sunmuş olduğu, ve AB nezdinde hayvan haklarının güçlendirilmesini amaçlayan yasa tasarısına destek vermek için düzenlenmiş olan bu eylemde, aynı zamanda AB’ye tam üyelik sürecinde olan Türkiye’deki hayvan hakları ihlalleri de protesto edildi.
PETA’nin eylemleri devam edecek. Dünyanin vicdan sahibi insanları Türkiye’deki hayvanlara yönelik şiddeti protesto etmeyi sürdürecekler.
Biz ne kadar görmezlikten gelsek de, ne kadar kendi iç hesaplaşmalarımıza boğulup hayvanları umursamasak da, yurt dışından gelen tepkileri ırkçı hamasetle karalamaya çalışsak da gerçek artık ortadadır.
En korunmasız canlılara reva gördüğümüz bu zulmün bütün dünya farkındadır.
THE WORLD IS AWARE
On April 2009, the German branch of PETA which is one of the worlds biggest animal protection organizations with its one million supporters, held a big demonstration in front of the EU Parliament in Strasbourg.
Animal rights violations in Turkey were protested during the demonstration which was held to support the legislation proposal submitted by deputies ,Hutchinson, Hummerstein and Parish, to strengthen the animal protection in EU.
PETA’s demonstrations for animal rights are going to continue. The sensitive citizens of the world will continue to protest Turkey for violating animal rights.
The truth is clear and evident, even if we ignore it or if we concentrate on our own inner disputes and don’t care about what is happening to animals or even if we try to counteract the reactions coming from abroad with the usual primitive racist instincts.
The world is aware of the cruelty Turkey is doing to its animals, its most innocent and weak inhabitants.
Subscribe to SOKAK HAYVANLARI-TURKISH STRAYS

.jpg)




